Episode Transcript
[00:00:00] Benim ismim Yeliz. Ben İzmirliyim. 11 yıl oldu, Aydın'da yaşıyorum. Çocuk yaşlardan beri ben dua eden biriydim. Annem aslında duaya beni alıştırdı. Ve ben çocuk yaşlarda bir oyunla başladı. Böyle gökyüzüne bakarak, bulutlara bakarak, aya yıldızlara bakarak dualar ederdim. Böyle oyuncak gibiydi. O bulutlar yer değiştirdi, şekil değiştirdi, insan gibi. O şekilde büyüdüm, oyun gibi. Bu şekilde devam etti ve hiç bırakmadım. Bir Yasin kitabım vardı, elimden hiç düşmezdi. O kitabı açarak oradan ayetler okur, dualar ederdim. Çok zevkliydi bu anlar benim için. Bunun için ailemden bir zorlama görmedim, bir baskı görmedim. Hiç kimse bu konuda baskı yapmadı bana. Tam tersine serbest büyüdüm. Çevrem de böyle bir çevrem olmadı. Ben isteyerek yapıyordum. Daha sonra büyüdüm, evlendim, çocuğum oldu yine aynı şekilde bu hayatıma devam ettim. Bu aslında benim özel bir hayatımdı yani birçok kişi bilmezdi bu yönümü. Çok yakın aile üyelerim bu hayatımı, bu yönümü bilirdi. Sonra biz İzmir'den Aydın'a taşınıyoruz. O zaman bir komşum vardı alt katta oturan. Ona vedalaşmaya gittim ve o teyze bana poşet içerisinde gazeteler verdi. Bu sana lazım olur diye. Aydın'a geldik, taşındık ve ben eşyaları yerleştirdim. Yerleştirirken de o poşeti aldım, içinden gazeteleri çıkardım ve gazetenin içinden de bir 92 basım bir incil çıktı. Benim hiç ilgimi çekmedi incil, onu rafa kaldırdım.
[00:01:58] Ve ben herhalde bir 8 yıl ya da 9 yıl kadar yine Yasin kitabımı okumaya devam ettim. O İncil hep o rafta bekledi. Ve ne kadar yorgun olsam da işten ne kadar yorgun argın gelsem de yemeği bile düşünmezdim. Direkt Yasin kitabıma gider, dualar okurdum. Yine öyle bir gündü. Ben Yasin kitabını açtım, okumaya başladım. Ama şöyle bir şey oldu. Benim ilk önce dilim dolanmaya başladı. Bu benim için çok önemli bir şey değildi. Sonra gözlerim bulanıklaşmaya başladı. Gözlük takmadığınızda olur ya. Bunlar benim için çok normal şeylerdi ama bir şey dikkatimi çekti, hiçbir istek yoktu. Yani böyle büyümüş bir insanın o zaman nasıl bir isteksizlik, hiç istemediğim bir şey. Sonra ben kitabı kapattım ve dedim ki, aynen şöyle dedim, Rabbim ben bu isteksizle okuyamam, sana dua edemem. ve o kitabı kapattım İncil'in olduğu yere yan yana Yasin'le İncil kitabını yan yana o rafa kaldırdım ve bir yıl boyunca hiç dua etmeden sadece içime kapanık bir hayat yaşadım. Bu benim için olmayacak bir şeydi yani duayla büyümüş, yaşamış bir insanın bir yıl dua etmeden yaşaması benim için ilginç bir şeydi. Sonra bir gün eşime dedim ben, ben kiliseye gidiyorum dedim. Ertesi günde o zaman 9 yaşındaydı oğlum. Onu da alıp kiliseye gittim ve o gün bugündür kilisedeyim. Kiliseye gittim ve 3 yıl sonra iman ettim. Bu 3 yıl zarfında da hep Rabbe sordum. Yani ben neden buradayım? Benim ne işim var burada? Çünkü Müslüman bir hayat tam olarak yaşamıyorum ama o dindeyim. Ve birdenbire nasıl buradayım? Rabb'e hep bunu sordum. Bunu oradaki kardeşlere de hiç anlatmadım. Kendi içimde Rabb'le aramdaydı. Yani benim ne işim var burada? Neden buradayım diye. Rabb hiçbir şekilde bana cevap vermedi bu konuda. Yani hiçbir şey hissetmedim.
[00:04:21] Aslında bir rüya gördüm ve o rüyadan sonra ben vaftiz olmaya karar verdim. Belki rüya olmasaydı yine vaftiz olmayacaktım. Ve vaftiz olmama bir hafta kala yani o tarihe bir hafta kala Rab bana bir ayetle cevap verdi. O ayette şuydu, Yuhanna 6.44'te geçiyor bu. Beni gönderen baba bir kimseyi bana çekmedikçe o kimse bana gelemez. Bana geleni de son günde dirilteceğim diye. Bu benim Rab'ten aldığım cevaptı. Ben bunu tamamen unutmuştum aslında. Ben hep yıllarca Rabbe sordum. Soruyordum dualarımda. Dualarım hep bu yöndeydi. Yani senin doğru yolun neresi? Ben senin olduğun yerde olmak istiyorum. Beni doğru yollarına çek diye. Çünkü şöyle kendi dinimde birçok soruya tam olarak cevap alamıyordum. Anneme soruyordum. Annem de tam olarak cevap veremiyordu. Neden böyle diye sorduğumda o bana işte ondan, işte şundan hep duyduklarına göre bana öyleymiş, böyleymiş gibi söylüyordu. Bu beni çok tatmin etmiyordu. Ve hep Rab'be dua ederek Rab sen, Rab'bim senin olduğun yerde olmak istiyorum doğru yolun neresi? Ve o sonra beni doğru yoluna çekti. Şimdi onun yanındayım. Çok mutluyum. Ben iman ettikten sonra aslında ilk önce Rabbin sevgisini aldım. İlk önce. Beni çok değiştirdi İsa. Bunu ben yıllarca yapmaya çalıştım ama beceremedim. Seminerlerine gittim, kişisel gelişim kitapları okudum hiçbir şekilde. Ben çabuk öfkelenen biriydim. Saman alevi gibi yani kin tutmazdım ama çok değiştirdi bu konuda Rab beni. Aslında ilk önce Rab, İsa bana sevgisini hissettirdi. Ondan aldığım sevgi çok farklıydı. Yani bu dünyaya ait olmayan bir şey. Ve tadında görün Rab ne iyidir. Sevgisi sonsuzdur. Yani ben Rab'bin her gün yenilenen, tazelenen sevgisiyle güne uyanıyorum. Bu çok muhteşem bir şey.
[00:06:50] O beni çok seviyor ve işitti beni her şeyden önemlisi. Çünkü ben hep gökyüzüne bakarak o gökyüzünde ya bizim Müslümanlıkta hep gökyüzünde yukarıda o hep gökyüzünde çünkü o gökyüzü benim için çok hala daha bu yaşımdayım gökyüzü benim için çok böyle sevindirir o bulutlar falan. Onu hep öyle gökyüzünde arardım ama o hep yanı başımdaymış. O hep ellerimden tutmuş. Şimdi onunla birlikte el ele yürüyoruz. Bu çok güzel bir şey. Ve çok iyi tanıyor sizi. Ben kendimi bu kadar tanımazdım. Bende biraz gurur da vardı. Gururun çeşitleri. Rab bunu da kırdı bende. O çünkü gerçekten bizim iyiliğimiz için her şeyi yapar. O canını verecek kadar bizi seven bir Rabbimiz var ki nitekim öyle. Bizim günahlarımız için öldü. O yüzden O'nun sevgisi muhteşem bir şey. Herkesin bunu yaşamasını ve tatmasını isterim. Ve dualarım hep bu yönde. Ve hep şöyle diyorum, Rabbe sorun. Kendinize bile sormayın. Çünkü kendimiz bazen kendimizi bile yanıltabiliyoruz. Duygularımız, çevremiz bizi yanıltabiliyor. Sadece Rabb'e sorun. O en doğru cevabı veriyor. Ve sizin iyiliğiniz için. O sizi sizden daha iyi seviyor. O yüzden ona sorun.