Episode Transcript
[00:00:00] Benim adım Cennet. Cennet Hade. Ben aslında Antakyalı, Hatay, Antakya'dan geliyorum. Ben 18 yaşındayken İsa'yla tanıştım ama ben zaten Hristiyan bir aileden geliyorum. Ortodoks Hristiyan bir aileden. Ama 18 yaşıma kadar İsa kim, niçin ben Hristiyanım bilmiyordum. Ama 18 yaşındayken bir tane Türkçe kutsal kitap bana hediye edildi ve o zaman İsa hakkında okudum. Okuyunca da Hristiyanlık nedir, neden Hristiyanım diye anladım. Ben 18 yaşıma kadar Hristiyan, Ortodoks bir ailede büyüdüm. Antakya'da çünkü Hristiyan azınlık var, Rum Ortodoks Hristiyanlar ve öyle bir aileden geliyorum. Biz Ortodoks kilisesine gidiyorduk her zaman, her pazar. Ve en çok bayram Noel ve diriliş bayramlarında katılıyorduk. Ama o zamana kadar hiç İncil okumamıştım. Ve orada kilisede Arapça ayin yapılır. Arapça da dua edilir. Arapça da kutsal kitap okunur. Benim ana dilim Arapça. Ve yani her şeyi anlamıyorduk. Duyuyorduk ama anlamıyorduk. Bu yüzden bilmiyordum niye ben Hristiyanım. Ve İsa kim de bilmiyordum. Ama Ortodoks Kilisesi'nde bazı böyle İncil'e göre olmayan şeyler yaşadım. Bayram zamanlarında Ortodoks Kilisesi çok kalabalık oluyor, çok dolu. Ve bütün cemaat, Hristiyanlar oraya gidiyorlar. Ve orada oturmak için yer bulmak çok zor. Bir kere Diriliş Bayramı'nda ben işte 18 yaşlarındayken pazar kutlamasındayken bir yer aradım ve boş bir yer vardı. Gittim oraya oturdum. Biraz sonra kilise hizmetkarı geldi ve bana dedi ki kızım sen oradan in. Niye dedim? Dedi ki o sandalyenin sahibi var. Ben de çok utandım. Tamam dedim madem öyle sahibi gelsin ben ineceğim. Ben çok yorulmuştum çünkü ayın çok uzun sürmüştü. Ve o dedi ki yok onun sahibi hasta ama buraya oturamazsın. Çünkü sandalyenin arkasında bu sandalyenin sahibinin ismi yazıyor. Ben çok üzüldüm. Çünkü gerçekten o sandalyenin üzerinde bir isim vardı. Ve ben dedim ki peki benim bu kilisede neden bir sandalyem yok? Neden benim bir sandalyede ismim yok?
[00:02:51] Ve o dedi ki bunu sen papaza soracaksın. Ve ben çok üzüldüm. Böyle kendimi sanki kilisede yerim yok gibi hissettim. Ve sonra papaz bizim Hristiyan evlerine geliyor ve bayramı kutluyor, diriliş bayramını kutluyor. Bu diriliş bayramına Türkiye'de Paskalye denir ve o zaman ben papaz efendiye sordum. Dedim ki kilisede bazı kişilerin sandalyelerde isimleri var. Bizim niye böyle bir sandalyemiz yok ve ismimiz yok sandalyede? Ve o dedi ki, kızım işte bazı Hristiyanlar her ay bağış veriyorlar ve o bağış verenler için böyle biz sandalyede bir isim koyuyoruz, bir sandalye hazırlıyoruz onlar için. Ben çok üzüldüm çünkü benim babam işçiydi ve benim babam iyi para kazanmıyordu ve hiçbir zaman kiliseye bağış verecek parası yoktu. O zaman benim kilisede hiç sandalyem olmayacaktı. O zaman şey hissettim, benim kilisede Tanrı'nın yanında da yerim yoktu. Paran yoksa yerin yok diye düşündüm. Çünkü İsa'yı tanımıyordum ve sonra düşündüm ki ben Hristiyan olmak istemiyorum. Yani bu Hristiyanların Tanrısı beni sevmiyor ve benim param olmadığı için kilisede benim yerim yok diye düşündüm. Onun için uzaklaştım, kiliseden uzaklaştım ve vazgeçtim, Hristiyan olmaktan vazgeçtim. Sonra bir arkadaşım bana dedi ki, Antakya'da Katolik Kilisesi var, haydi oraya gidelim. Çünkü orada Türkçe dua ediyorlar, Arapça değil. Ben kız arkadaşımla oraya gittim ve o Türkçe ayında katıldım. Türkçe, ilk defa Türkçe'de İsa hakkında duydum. Çok şaşırdım. Dedim ki nasıl olabilir yani İsa birbirinizi sevin diyor, herkes eşit diyor ama bunu Anlamamıştım ben. Ortodoks kilisesinde anlamamıştım. Ama Türkçe'de duyunca daha iyi anladım. Ve orada hizmet eden bir kadın vardı. O bana dedi ki, ben sana bir tane kutsal kitap hediye edeceğim ve sen Bu kitabı oku o zaman İsa'yı anlarsın, tanırsın. Ben aslında Hristiyan olmak istemediğim için biraz kızmıştım Ortodoks Kilisesi'ndeki duruma. Ama yine de hediye olduğu için kutsal kitabı aldım. Bir süre sonra ben merak ettim kutsal kitapta ne yazıyor İsa hakkında. Ve kutsal kitap okumaya başladığım zaman, o kutsal kitabı bana hediye veren kadın bana demişti ki, ''Yuhanna bölümünden oku, daha iyi anlarsın.'' Ben de Yuhanna bölümünden okumaya başladım ve Yuhanna bölümünde İsa'yı çok harika buldum. İsa, Mesih hakkında, İsa kim, İsa Mesih'in insanlara olan sevgisi, mesela Semiryeli kadına olan ilgisi, kadınlara verdiği değer, Ve ben şaşırdım, ben düşündüm ki Ortodoks Hristiyanlar neden bunu anlamıyorlar? Ama cemaat kutsal kitabı okumadığı için sözde Hristiyanlar bilmiyorlardı. İncil'de ne yazıyor, İsa'nın sözlerini bilmiyorlardı. Duyuyorlar ama kendileri okumadığı için anlamıyorlardı çoğu benim gibi. Ama 14. bölüme geldiğim zaman, Yuhanna 14. bölüm ilk 3 ayetinde İsa orada diyor ki yüreğiniz sıkılmasın. Bana iman edin ve babaya iman edin diyor. Ben size yer hazırlamaya gidiyorum. E benim de problemim şeydi ya, hani kendimi bu dünyada yerim yok, kilisede yerim yok hissediyordum. Ama orada İsa sanki benim bu sorunuma cevap veriyordu bu ayetlerde. İsa bana diyordu ki, Janet senin yerin olmadığını biliyorum. Senin bunun için de acı çektiğini biliyorum. Ama ben sana yer hazırladım. Babanın yanında sana yer hazırlamaya gidiyorum. ve orada çok yerler var babamın yanında. Yer hazırlayıp dönersem sizi de yanıma alacağım diyor o ayetlerle. Ve o zaman çok sevindim. Çünkü İsa benim problemimi biliyordu ve bana cevap veriyordu. O kadar sevindim ki bu yeri istiyorum dedim yüreğimde. Sonra kutsal kitabı bana hediye eden Kadınla konuştum bir hafta sonra dedim bak bu İsa Mesih benim kendimi dünyada kilisede Tanrı'nın yanında yersiz olduğumu biliyor ve benim için Tanrı'nın yanında bir yer hazırlamış. Bu yere ben nasıl sahip olabilirim? O kadın dedi ki evet senin yerin var çünkü İsa Mesih senin için Tanrı'nın yanında bir yer hazırladı. E dedim ben bu yeri nasıl alabilirim? O dedi ki sen de İsa'ya kalbinde yer verirsen o zaman bu yere sahip olursun. Ben de dedim ki ama ben İsa'ya nasıl kalbimde yer vereceğim?
[00:08:10] O dedi ki bak İsa Mesih dünyaya geldiği zaman dünyada onun için yer yoktu. Kimse ona yer vermedi. Ve bu yüzden İsa bir ahırda doğdu ve bir yemlikte annesi onu yatırdı. Meryem İsa'yı doğurduğu zaman yatak yoktu. ve bir ev yoktu. O yüzden ahırda hayvanların yemliğinde yatırdı. Bu yüzden İsa seni çok iyi anlar dedi. Bu yüzden İsa şimdi senin yüreğinde yer istiyor. Eğer ona yüreğinde yer verirsen o zaman senin için babanın yanında göksel babanın yanında hazırladığı yere sahip olabilirsin. Ben dedim nasıl sahip olacağım? Ne yapmam lazım? Dedi ki dua edeceksin. Ona diyeceksin ki İsa babanın yanında bana hazırladığın yeri istiyorum ve bu hazırladığın yer için sana teşekkür ediyorum. Bu yere sahip olmak için hayatımı sana veriyorum. Benim için çarmıhta öldün ve üçüncü günde dirildin. Benim günahlarımın cezasını ödedin.
[00:09:22] Gerçekten bunu kabul ediyorum, sana inanıyorum ve bu yeri istiyorum senin elinde ve sen de gel benim kalbimde yerini al, sana yer veriyorum diye öyle dua edebilirsin dedi. Ben de o kadınla dua ettim ve gerçekten O günden bu yana İsa benim kalbimde yaşıyor ve Rab İsa geldiği zaman bana hazırladığı yeri yere götürecek beni babanın evine götürecek. İşte ben böyle İsa'ya iman ettim. Bana yer verdi çünkü. Sonsuz yaşamda ve göksel babanın yanında bana yer verdi. Eğer İsa beni arayıp bulmasaydı, ben İsa'yı kişisel tanımazsaydım kendimi hep yersiz, değersiz hissedecektim. Çünkü yani bu dünyada paranız varsa ya da işte güçlüyseniz kendinizi değerli hissediyorsunuz. Ama İsa lütufla ve sevgiyle bize çok değerli olduğunu gösterdi. Ben İsa'da değerimi buldum. Çünkü İsa beni çok değerli bulduğu için çağırmakta hayatını verdi. Ve ben orada kendimi çok değerli buldum. Ve bu yüzden hala Mesih'te yeri olmayan kadınlara onların ne kadar değerli olduğunu anlatmak için gerçekten söz verdim Rabbe. Çünkü bizim değerimiz Mesih'te. Ve Mesih bize yalnız değer vermedi. Aynı zamanda da bizi Tanrı'nın çocukları yaptı. Bu ülkenin kadınları Tanrı'nın kızları, Tanrı'nın çocukları olduğunu anlaması gerekiyor. Çünkü Mesih'in sevgisi bize değer veren Mesih'in sevgisidir. Her kadın bu değeri bilmiyor. karşılıksız sevilmeyi ve değerli olduğunu anlaması için Mesih'le tanışmasını istiyorum ve bunun için yaşıyorum.