Gazete manşetlerinden kendi içimizdeki fırtınalara kadar, barış neden bu kadar zor bulunan bir hazine? Tarih, boşa çıkan anlaşmalar ve kırılan ateşkeslerle dolu. Belki de barışı yanlış malzemelerle, eksik bir projeyle inşa etmeye çalışıyoruzdur.
Tyrannus'un bu yeni bölümünde, Dağdaki Vaaz'ın o güçlü sözüne odaklanıyoruz: "Ne mutlu barışı sağlayanlara!" Gerçek ve kalıcı barışın neden sadece iyi niyetle değil, ilahi bir müdahaleyle mümkün olduğunu keşfediyoruz. İsa'nın "Barış Prensi" unvanının ardındaki bedeli ve O'nun getirdiği barışın neden bu dünyadaki hiçbir anlaşmaya benzemediğini inceliyoruz. Aziz Francis'in ilham verici duasıyla, bizlerin de bu ilahi barışın birer elçisi olmayı nasıl öğrenebileceğimizi tartışıyoruz.
Eğer kendi hayatınızdaki ve etrafınızdaki çatışmalardan yorulduysanız ve kalıcı huzurun kaynağını arıyorsanız, bu bölüm tam size göre.
Soyunuzla ne kadar gurur duyuyorsunuz? Peki ya soyunuzda bir fahişe, bir katil ya da dışlanmış bir yabancı olsaydı? İsa Mesih'in soyağacı, tam da bu...
Matta Yeni Antlaşma’nın ilk bölümünün yazarıdır. Aynı zamanda Levi ismiyle de bilinir. İsa’nın hayatını aktarırken Mesih’in soyağacında özellikle insan doğasına ve kökenine vurgu yapar....
Gerçeği bulmak için ne kadar uzağa giderdiniz? Tyrannus'un bu bölümünde, tarihin en ikonik yolculuklarından birini ele alıyoruz: Mezopotamya'dan gelen Yıldız Bilimcilerin, gökyüzündeki bir işareti...