Episode Transcript
[00:00:00] Kardeşler merhaba. Trans'a hoş geldiniz. Bugün birlikte bir benzetmede daha bir aradayız. Bugün aslında iki benzetmeye bakacağız birlikte. Çok uyumlu, birbiriyle çok alakalı iki benzetme. Öncesinde sizlere birkaç sorum var.
[00:00:12] Bazen bir düğüne, bir toplantıya ya da yeni bir ortama girdiğinizde Bir şey fark ediyor musunuz? Kimler kimlerle birlikte?
[00:00:20] Kimler hangi statüde? Kimler iç halka? Kimler ziyaretçi belki sizin gibi ilk defa odaya girmiş? Kimler değerli ya da kimler o kadar değerli değil? Onu anlayabiliyor musunuz? Bazen oluyor elbette. Hatta kiliselerimizde bile bunu görebiliyoruz ne yazık ki. Bir gençlik toplantısına gittiğinizde kimler kimlere selam veriyor ya da verilmiyor? Herkes kucaklanıyor mu? Bunlar aslında çok önemli sorular. Yüreğimizi, içimizi, imanımızı dışa vuran çok değerli şeyler. Bunu hatta kiliselerimizde bile görebiliyoruz. Kime kim selam veriyor? Ziyaretçiler karşılanıyor mu? Onlara ilgi gösteriliyor mu? Ya da kilisenizde olup belki yeteri kadar eğitimli olmayan ya da maddi gücü olmayan ya da bazı sebeplerden de statünün altında statüsü düşük olan kişilere bakış açıları nedir kilisenizde, ortamınızda, ailenizde, evinizde, mahallenizde? Bunlar çok değerli sorular. Fakat hepimiz biliriz değil mi? Sosyal medyada bile biliriz bunu.
[00:01:20] Kim beğenmiş, kim beğenmemiş? Kim yorum yapmış, kim yapmamış? Kim paylaşmış benim paylaşımımı da kim yapmamış. Bunlar da bizim online olarak taşımaya çalıştığımız o statüyü gösterir. Hatta bazen insanlar like beğenisi düşükse beğenisini kapatır, artınca açar. Bu bile şey kaygısı. İnsanlar görsün ya da bilmesin. Çünkü çok düşük, normalin altında kaldık bu sefer. Gördüğünüz gibi bu dünyasal bir yarış.
[00:01:49] Statü yarışı.
[00:01:51] Ben kimim? Ben hangi seviyedeyim bu statüde? Birinci miyim, ikinci miyim, üçüncü müyüm? İlk yüzde miyim, son yüzde miyim? İlk onda mıyım, son onda mıyım? Neredeyim? Yerim nerede? Ve o yere kim karar veriyor?
[00:02:03] Sen ve ben nasıl o üst seviyeye ulaşabiliriz? Ve değer mi? Birçok soru var elbette burada. Anahtar kavramlardan bir tanesi, ünlü yazar C.S. Lewis'in o iç halka anlatımı.
[00:02:15] Sen ve ben bu dünyada devamlı o iç halkada bulunmak için çabalıyoruz. O iç halka neyse, o iç halkaya girdikten sonra fark ediyorsun ki daha fazla iç halkalar var.
[00:02:25] Bazen insanlar şöyle diyor, milyoner olmak istiyorum. Milyoner oluyorsun, bu sefer milyoner. Çok insan var, benim hedefim 10 milyonlarım olsun. 100 milyon, milyarder olayım. Devam ediyor. Bu sefer de para tatmin etmiyor, farklı bir şey oluyor. Yeni bir şey yapacağım.
[00:02:38] Artık neyse.
[00:02:39] Farketmeksizin bu hayatımızı her gün etkilen durumlardan bir tanesi. Çocukken bile başlıyor bu. O iç halka da ben de oynamak istiyorum. Ben de orada olmak istiyorum. Elbette çocuk diyorsun yani. Elbette onunla oynamak ister. Neden istemesin? Ama gördüğünüz gibi bu çok küçük yaşlarda biz şeye alışıyoruz. Bir çaba.
[00:02:56] Beni de kabul etsinler. Beni de istesinler. Beni de alsınlar aralarına. Bunu küçükken annen baban destek oluyor. Büyüyünce iş yerinde olmuyor bu. İş yerinde... Beni de kabul etsinler diyerek, benimle neden oynamıyorsunuz diyemiyorsun, benimle neden sohbet etmiyorsun demek olmuyor.
[00:03:12] Uymuyor artık ortama.
[00:03:14] İsa Mesih'in verdiği bir sözle bu benzetme de aslında hem bununla alakalı hem de davet eden kişiyle alakalı çok değerli bir öğreti.
[00:03:24] İşte bugün okuyacağımız bölüm Luka 14'ten geliyor kardeşler. Luka 14, 7. ayetten başlayarak okuyacağım bunu.
[00:03:31] Yemeğe çağrılanların baş köşeleri seçtiğini fark eden İsa, onlara şu benzetmeyi anlattı.
[00:03:37] İsa Mezîb-i Ziyafet'i bir yemekte ve fark ediyor ki insanlar baş köşeleri seçmeye çalışıyor.
[00:03:43] Şuraya oturalım. Orası daha iyi. Kim var yanında? Sağda solunda. Bunu gören İsa Mesih bir şey anlatmaya başlıyor, bir benzetme anlatıyor. Diyor ki biri seni düğüne çağırdığı zaman baş köşeye kurulma. Belki senden daha saygın birini de çağırmıştır.
[00:03:59] İkinizi de çağıran gelip yerini bu adama ver diyebilir. O zaman utançla kalkıp en arkaya geçersin. Bir yere çağrıldığın zaman git en arkada otur.
[00:04:10] Öyle ki seni çağıran gelince, ''Arkadaşım daha öne buyurmaz mısın?'' desin. O zaman seninle birlikte sofrada oturan herkesin önünde onurlandırılmış olursun. Kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir. Kardeşler bu şey değil, çok güzel sözler fakat bu kendini nasıl onurlandırabilirsin bir partide, bir sohbette bunun yarışı değil elbette. Fakat hepimiz anlıyoruzdur. Bazen bir düğüne gidersin, düğünde çok önemli biri köşede oturmuştur. O düğünle annesi artık, babası, gelinin damadı gider o kişiyi lütfen öne gel diye çıkarır ve herkes o kişinin öne doğru çıkışını izler. Çok sevdiği biriymiş, çok saygı duyulan biriymiş. diyerekten, ona olan, duyulan saygıdan onlar da saygı duymaya başlarlar o kişiye. Ama buradaki amaç o değil. Yani tamam, düğüne gittiğimde, çok sevdiğim birinin düğüne gittiğinde en arkaya oturayım, bakayım beni öne çağıracaklar mı? Bu o yarış değil. Burada çok daha değerli bir ders var aslında. İsa burada bir nevi bir itibar yönetimi veriyor onlara. Bir dünyasal anlamda bakalım buna. İtibar yönetimine dediğimiz gibi çok önemli bir yere oturursan, gidersen düğünün en ön kısmına oturursan ve oraya başka biri oturması gerekirse gelir seni kaldırırlar. Bu sefer nasıl ki arkada oturan öne geldiğinde saygı duyulur, önde oturup arkaya gönderilmek zorunda olan da utanç duyar. bir itibar yönetiminden bahsediyoruz burada. Ama Tanrı burada dünyasal anlamda itibardan mı bahsediyor? O zaman burada sadece dünyasal itibarımı koruma çabam değilse İsa Mesih ne anlatmaya çalışıyor?
[00:05:59] bir tanesidir. Yani ben o grupta olmak istiyorum. O grupta olmak için neyi yapmam gerekiyor? Her şeyi yapabilirim. Bu dünyanın kurduğu düzenlerden bir tanesi.
[00:06:08] İç halkaya girme. Fakat elbette burada İsa'nın bize öğretmeye çalıştığı, evet arkadaşlar iç halkada olmak için böyle böyle yapın değil.
[00:06:16] Tam tersine yarışa girmeyin bile. Size başka şeye geçmeyin. Gidin arkaya oturun.
[00:06:20] O yarışa, o öne ben geçeceğim. Önde ben olacağım. Ben, ben, ben yarışından kendinizi diskalifiye edin.
[00:06:29] ''Yarışmayacağım ben bu yarışta, siz yarışın.'' demek bu sefer seni özgürleştiriyor. Siyasosun dediği gibi o baş köşeye geçme, o itibar kavgası, o iç halkaya girme kavgası beni günaha sürüklüyorsa onun dışında durmak da bizi koruyor. bizi bu çatışmaya, bu gereksiz insanları ezme, gereksiz insanları kullanma, gereksizce hayatımı bunlar için adama ve yaşamaya beni alıkoyuyor. Çok değerli bir ders aslında. Bir devrimsel bir bakış açısı. Bu dünyada yaşam için çok değerli bir ders. Bana bazen insanlar sorduğunda neden Hristiyan olayım? Bazen şunu söylüyorum, ne kadar anlıyorlar ya da ne kadar kendime anlatabiliyorum emin değilim ama İsa Mesih'in öğretileri bu dünyada yaşanılabilecek en iyi yaşamı sunuyor bize. Yaşam.
[00:07:17] Farkı bu zaten. Bir din değil, yaşam vadeliyor. İsa Mesih diyor ki ben buraya neden geldim? Tanrı beni, baba beni neden gönderdi? Öyle ki yaşam, bol yaşam. Onlar da olsun diye, bizler de olsun diye geldiğini söylüyor. İşte bu dünyaya geliş amaçlarından bir tanesi o bol yaşama, bizim sahip olmamız.
[00:07:37] Sahip olmak için de bu yarışa hiç girmemiz gerekiyor bir anlamda bu dünyasal kargaşaya. Ve buna girmeyerek ne oluyoruz? Özgür kalıyoruz. Sizin için bilmiyorum ama benim için devamlı o boyunduruğu takma. Ben de yarışa gireyim. Ben de kendimi göstereyim. Ben de öne çıkayım. Yarışı gözümün önünde. Her an girmek istiyorum. Her an ben de yapayım. Benim yaptığım daha iyi olacak. Tanrı beni özgür kıldı bundan. Yarışa girmek zorunda değilim.
[00:08:00] Bu yarış devam etsin.
[00:08:02] İnsanlar harcayacak hayatlarını, yaşamlarını bunun için. Fakat sen ve ben değerimiz orada olmadığı için, Tanrı'nın verdiği değer çok daha üstün olduğu için, Bu değer bizim için zayıflık bir anlamda. Tanrı'nın gözünde. Bu dünyasallık.
[00:08:18] Bu ruhsal bir şey değil. Sen ve ben bazen bu itibar kavgasında kendimizi bulabiliyoruz ama.
[00:08:23] Pastör olalım, Hristiyan önder olalım, kuş kadar yıllık Hristiyan olalım fark etmiyor.
[00:08:29] Bir anlık bir olay. Sen benim kim olduğumu biliyor musunun Hristiyanca versiyonunu, ruhsalca versiyonunu paylaşabiliyoruz.
[00:08:36] Fakat İsa Mesih orada kalmıyor. Bir ziyaretçilere yani misafirlere konuşuyor, şimdi de dönüp o ziyafeti kuran, o yemeğin, o partiye davet eden kişiye konuşuyor. Şöyle diyor, İsa kendisini yemeğe çağırmış olana da şöyle dedi.
[00:08:50] Bir öğlen ya da akşam yemeği verdiğin zaman, Dostlarını, kardeşlerini, akrabalarını ve zengin komşularını çağırma. Yani kimi çağıracaksın ki onları çağırmayacaksan. Yoksa onlar da seni çağırarak karşılık verirler. Ama ziyafet verdiğin zaman yoksulları, kötürümleri, sakatları, körleri çağır. Böylece mutlu olursun. Çünkü bunlar sana karşılık verecek durumda değildirler. Karşılığı sana doğru kişiler verildiği zaman verilecektir. Burada hemen şey olabilir ya, ben evime bu kişileri davet etmek istemiyorum. Bu elbette sadece ziyafetten bahsetmiyoruz, yemekten bahsetmiyoruz. Bu da dünyanın yöntemlerinden bir tanesi. Bir tanesi baş köşeye oturmak, diğerinde de ben bir ziyafet vereceksem, yemek vereceksem kimi davet edeceğim? Benim gibi olanları, benim sevyemde olanları, benim statümde olanları.
[00:09:42] Bu yarışta benimle aynı seviyede olanları davet edeceğim. Ben neden davet edeyim benden düşük, statüsü düşük kişileri? Ne gereği var onlara?
[00:09:51] Bana ne katabilirler ki? İşte bu soru. Bana ne katabilirler ki? Bu dünyasal yaşamı sen ve ben bu dünyaya bir nevi armağan edersek bu yarışa davet edilmiş oluyoruz.
[00:10:03] Ne yapacaksın? Kendini ilerletmek için, pozisyonu ilerletmek için şu kişiyle arkadaş ol, şu kişiyle bağını iyi tut, şu kişiyi ara, unutmasın seni. İşin düşebilir o kişiye. Hepsi yapmacık.
[00:10:14] Hepsi bir çıkar ilişkisi.
[00:10:16] Tanrı bizi bundan da özgür kılıyor. Çünkü diyor ki o kişiler seni davet eder, ödeşirsiniz.
[00:10:21] Ödeşirsiniz olur biter. Fakat diyor ki git sana karşılık veremeyecek kişileri davet et. Bu dünyadan bir şey kazanmayı ve bir şeyleri insanları kullanarak, ilişkilerini kullanarak bir yere varma savaşını, yarışını bırak. Özgür ol. İki tarafı da özgür kılıyor İsa Mesih. Misafirlerini de özgür kılıyor. Hiç girme o yarışa diyor. Bu tarafı da özür kılıyor. Diyor ki, öyle insanları davet et ki sana karşılık veremesinler.
[00:10:48] Onlardan hiçbir şey kazanma. Onlardan hiçbir şey elde etme. Öyle insanlara ver ziyafet vereceksen. Diyor ki böylece mutlu olursun. Çünkü bunlar sana karşılık verecek durumda değildir. Karşılığı sana doğru kişiler dirildiği zaman verecekler. Karşılık beklemeden davet et. Ve sonrasında ailen gibi davran. Onları ailenin bir parçası yap. Çünkü evine davet ediyorsun sen bu kişileri. Yemeğini paylaşıyorsun, sofranı paylaşıyorsun. Sen onlara aile gibi davranıyorsun.
[00:11:15] O zaman ne öğrendik bu benzetmeden? Nasıl misafir olunur, nasıl ev sahibi olunur mu? Nasıl davet edilir ya da davet edildiğinde nasıl davranılmalı? Bu mu? Hayır.
[00:11:26] İsa Mesih'in bütün benzetmelerinde olduğu gibi çok daha derin, çok daha güzel bir anlatım var. Bu benzerimette İsa Mesih bize nasıl özgür olunur, bu dünyanın sistemine hiç dahil olmadan nasıl özgürce bu dünyada yaşanır onu öğretti bize. Elbette çok güzel gelmiştir kulağa çünkü bunu hissediyoruz hepimiz yüreğimizde. Hepimiz o iç halkaya girememekten korkuyoruz. Tüm bunlar kulağa harika geliyor fakat bu gücü nereden bulacağız?
[00:11:55] Nasıl olur da biz bu anlamda özgür olabiliriz? Kendi kendimize yapabilir miyiz bunu? Ve yapabilirsek ne kadarını yapabiliriz? Dışlanma korkusundan nasıl kurtulacağım? Ya da karşılık beklemeden nasıl verebilirim?
[00:12:08] İşte Tanrı bizi böyle bir öğretiye davet ettiğinde, bu öğretiyi verip uyun dediğinde her zaman ama her zaman kendisi de çoktan yapmış oluyor bunu. Tüm ziyafetlerin en büyüğünü bize sunan İsa Mesih aracılığıyla bunu görebiliriz. O iç halkaya geldiğimizde İsa Mesih o en önemli, en değerli iç halkayı bırakıp bize geliyor. Biz dışta olanları, o üç halkada olmayı hak etmeyen insanlara isamesi geliyor. Baba, oğul ve kutsal ruhun o mükemmel birliğinde, oğul dünyaya geliyor.
[00:12:42] Bir yerde dua ettiğinde Yuhanna da diyor ki, ''Onlar da bizimle bir olsunlar.'' İşte düşünce bu. O iç halkayı genişletmek.
[00:12:51] Tanrı bizi dışarıda bırakmak, Tanrı bizi her an yargılamak, sopayla bekleyen bir varlık değil, o iç halkaya davet eden bir varlık.
[00:13:00] Kendini o iç halkada tutup, bunlar, günahkarlar, kafirler, ateistler, bu değil de tam tersine Tanrı suretine yaratılmış varlıklar ve ben onları da istiyorum bu halkan içinde. Bir davet. Ve bu davet hakkında bahsederken 2. Korintler 8'de çok değerli bir ayet var. Onu sizinle paylaşmak istiyorum. 2. Korintler 8. bölüm 9. ayette şöyle diyor. ''Rabbimiz İsa Mesih'in lütfunu bilirsiniz. Onun yoksulluğuyla siz zengin olasınız diye zengin olduğu halde sizin uğrunuza yoksul oldu. Sen ve ben zengin olalım diye o zenginliği bırakıp yoksul oldu.'' İsa Mesih sadece dünyaya gelerek iç halkayı terk etmedi.
[00:13:46] İsa Mesih dünyaya gelerek bir anlama zenginliğini, o Tanrı'yla olan o eşliğini bir kenara bırakmadı.
[00:13:54] Aynı zamanda geldi, dışlananlardan oldu.
[00:13:58] İsa Mesih sadece bizi oraya davet etmiyor, o dışlananlardan hatta diyor ki, şeyhin dışında bir çarmıha gerilerek, kendini feda ederek, lanetler arasında sayıldı. Öyle ki sen ve ben o iç halka girme savaşından, iç halkaya girme savaşından kurtulalım.
[00:14:16] Öyle ki sen ve ben gerçekten o en üst halkaya, yani Tanrı ile olan birliğe sahip olabilirim. İşte İsa Mesih'in müjdesinin o kalbi, en iç noktası da budur. O nihayet dışlanmış oldu ki biz dışlanmayalım. Tanrı ile obanın o birliğini vazgeçti ki öyle ki bizler o birliğe sahip olabilirim. Kardeşler müjde gerçekten büyük bir müjde.
[00:14:43] Sen ve ben özgür kılındık. Bu dünyada, bu çatışmalarda, bu savaşlarda devam etmek zorunda değiliz. Bizler bunlardan özgür kılındık. Bunlara girmek zorunda değiliz, hatta sadece bunlara girmek zorunda değiliz. Tanrı'nın armağını, İsa Mesih'in fedakarlığı, merhameti ve sevgisi sayesinde bizler sadece bu savaşa girmemekle, bu çatışmaya, bu dünyasal kargaşaya girmemek ile kalmıyoruz. Aynı zamanda o Tanrı ile olan birliğe ulaşma fırsatımız oluyor. Bu sadece ve sadece kendini feda eden, alçalan İsa Mesih aracılığıyla mümkün kılınıyor. Şöyle diyor, ''Kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltecektir.'' Eğer siz bu dünyada o en sona oturup, sırada en önde değil de en sona geçerseniz, kendinizi bu dünyada alçaltırsanız İsa Mesih gibi davranmış olursunuz. Siz bunu da dünyada kendinizi elemiş olursunuz. Fakat sizi yüceltecek olan kimdir? Alçalan İsa Mesih'tir. Kendini alçalttı, bu dünyaya geldi.
[00:15:44] Ölüme, çarmıh üstünde ölüme bile fedakarca göz yumdu.
[00:15:48] Öyle ki sen ve ben bu dünyadan ve bulunduğumuz durumdan, o yoksulluktan, o açlıktan, bu kargaşadan özgür olabilelim.
[00:15:59] O zaman Hıristiyan kardeşlerim için de sorularım var elbette. Hıristiyanın olmayan kardeşlerime olduğu gibi.
[00:16:05] Hıristiyan kardeşlerime kendinize dürüstçe sorun. Bu hafta kendi o itibarınızı nasıl korumaya çalıştınız?
[00:16:13] İtibarınızı korumak için neler yaptınız? Neler söylediniz?
[00:16:16] Neler düşündünüz?
[00:16:17] Neler planladınız? Bu dünyanın kargaşasına, bu dünyanın yollarına hangi anlamda eşlik ettiniz?
[00:16:25] Sizden zayıf, sizden statü olarak düşük, sizden daha az artık neyse olan kişiyi kabul ettiniz mi? Davet ettiniz mi?
[00:16:34] Ağırladınız mı?
[00:16:36] Zengin, varlıklı birini sana gösterdiğiniz o sevgiyi, o saygıyı sizden statü olarak düşük olan birine gösterdiniz mi bu hafta? Sizi engelleyen şey ne oldu? Sizi engelleyen düşünce ne oldu? Tanrı sizi bundan özgür kıldı kardeşler. Özgür bir şekilde yaşayın. Hristiyan olmayan kardeşlerim için de bir sorum var.
[00:16:57] Bu dünyada seçeneğiniz var.
[00:16:59] Ya kendi çabanızla, kendi emeklerinizle bir şey edineceksiniz bu dünyada, bir yer edineceksiniz. O iç halkaya girmeye çalışacaksınız. Fakat sonra anacaksınız ki belki bu iç halka güzel değil, bu iç halk daha güzelmiş. Ve ondan ona, ondan ona atlayarak devamlı bir kargaşa, devamlı bir savaş. Bunu vereceksiniz. Ya da özgür olarak yaşayıp, kendinizi alçaltıp, İsa Mesih'in aracılığıyla Tanrı'yla bağ kurarak, özgürce yaşayarak dinlenebileceksiniz. Bu dünyada dinlenebileceksiniz. Bu kargaşanın hiçbirine girmeden Tanrı'nın huzurunda, Tanrı'nın esenliğini tadarak. Hangisi kardeşler?
[00:17:38] İki yol var.
[00:17:40] Ya o ya bu. İkisini bir arada yürütmek mümkün değil. Bazen deniyoruz bunu ama mümkün değil. Gelin bugün karar verin kardeşler. Tanrı sizleri bereketlesin.
[00:17:49] Lütfen videomuzu beğendiyseniz abone olmayı ve videoyu beğenmeyi unutmayın. Aynı zamanda düşüncelerinizi ve sorularınızı bekliyorum. Yorumlarda paylaşırsanız seve seve cevap vermek isteriz. Kendinize iyi bakın, esen kalın kardeşler.